Edirne Sarayı (1. Bölüm)

 



EDİRNE SARAYI

Yer; o zaman ki adıyla Kostantiniyepol ( İstanbul) ‘un kapı komşusu Edirne..

Cihan devleti olma yolunda hızla ilerleyen Osmanlı Devletinin yeni baş kenti. 

Bereketli topraklarıyla, stratejik konumuyla Sultan 1. Murad’ın tacına yeni eklenmiş zümrüt 

tanesi.

Usta mimarların elinden çıkan yapımı tamamlanmış, ilavelerle sürekli genişleyen 

Edirne Sarayı’nın istişare odası hazır. Duvardan duvara sedir döşenmişti odada. Padişahın 

makamı ayrıcalıklı yerinde duruyor. Duvarlarda göz kamaştıran kıvrım kıvrım çiniler tavana 

kadar ulaşmakta. Duvarlarda çinilerin içinden geçen nurdan bir çizgi halinde Kuran-ı 

Kerim’den ayetlerin hattı var. Bir köşede usulca yanan tütsü dimağ açan güzel kokusuyla, o 

eşsiz görünümlü odaya bir mana da o katmakta. Odanın ortasındaki üç katlı küçük mermer 

havuz, akan suyunun melodisiyle odayı ferahlandırmakta. 

İstişare meclisi kurulmuştu. Şehzadeler, kadılar, kumandanlar, kazaskerler, paşalar 

hepsi inci gibi dizilmişlerdi Sultan Murat’ın sağına soluna. Gözler padişahta. Her biri edep 

saygı heykeli halinde duruyorlardı. Öyle ki, gözlerinin bakış mevzisinden tutun da ellerini 

koyacakları yere kadar. O mecliste bulunan herkes son derece kendilerinden emin kişilerdi. 

Kimileri Sulatan Murat’tan yaşça çok büyüktüler. Onları bu şekilde heykelleştiren; Sultan 

Murat’a duydukları korku değildi. Bilakis muhabbetten ve saygıdan kaynaklanıyordu. Tüm 

Osmanlı Padişahları gibi olan Sultan Murat’ın da ;adaletten sapmayan, zulüm etmeyen, mütevazi karakterini çok iyi biliyorlardı. Duruşları saygılı, hakkı söylerken en cesur kişilerdi 

Sultan Murat’ın,istişare heyetindekiler. 

Sultan Murat’ın makamına oturmasıyla istişare başladı. Kuran-ı Kerim okundu. 

Şehitlere dualar ettiler. 

İstişare tüm hızıyla devam ediyordu. Konuşulacak çok konu vardı. Ülkenin dört bir 

yanından haber getirmiş kumandanlar, paşalar, casuslar vardı. Osmanlının nabzı o odada 

atıyordu. 

—Padişahım, Karaman beyin isyanına karşı yapılan savaşdan zafer ve muvaffakiyet 

haberi getirdim. İsyan bastırıldı Padişahım. Anadolu da hâkimiyetimiz kuvvetli bir şekilde 

sağlandı.

Sultan Murat dikkatli bir şekilde dinliyordu.

_ Padişahım. Anadolu beyleri Sizin Bizansa sefer düzenleyeceğiniz kanaatindeydiler. 

Bu onları isyan hazırlığına sevk etmişti. Sizin Bizans’tan önce ana doluya yürümeniz herkesi 

şaşırttı. Münafıkları gaflette yakaladı. Dahice hamleniz sayesinde anadoluda fazlaca kan 

dökülmeden işler istikamete durdu.

Lakin Padişahim…

-Muvaffakiyet Allah’tandır. Derken Sultan Murat sakalını avuçlamış dikkatle Ali 

Paşa’ya bakıyordu.

-Lakin derken ne demek istersin söyle.

-Padişahım. Bildiğiniz üzere Sırp Kral Lazar ile yıllık harç ve istediğimizde asker 

göndermesi hususunda anlaşmamız vardır. Bu sefere çıkarken de bize asker göndermiştir. 

Karaman bey isyanının bastırılmasında bu sırp askerlerde bulunmuşlardır.

Osmanlı askerleri savaşırken İlahi Kelimetullah’ın aziz olması düsturuyla savaşırlar. 

Bunu bilirsiniz. Osmanlı askerleri Allah’tan korkarlar. Savaş kaidelerine uyarlar. 

Lakin Padişahım, bu sırp askerler cenkteyken çok hainlik ettiler. Zaptı zor oldu. 

Serkeşlik ettiler. Bir kısmı ise savaş sonrası şehri yağmaya kalktılar. Zapt ettik. Tüm asker 

ayağımızın tozuyla huzurunuza etek öpmeye geldik. Savaş kaidelerine uymayan, suçu sabit 

sırp askerleri de burada hazırdır. 

Ferman Padişahımızındır.

Paşanın konuşması bitince bir sessizlik oldu. Sultan Murat düşünüyordu. İçinden şöyle 

geçirdi.

-Bu yeniçeri ve devşirme usulu asker kuvveti isabetli olmuştur. Asker kuvveti için 

kefereden adam almanın böyle mahsurlar doğuracağı ihtimaldi. Kendi yetiştirdiğimiz öz 

evladımız gibi olan Yeniçeri ve devşirme asker sayısını artırmamız iyi olur. Bu sütü bozuk sırp askerlerinin de ibretlik cezalandırılması lazım. Osmanlı askeri düsturunu unutmasın. 

Adalet için cenk etsin.

Yeniçeri ve devşirme usulü asker uygulaması 1.Murat zamanında yapılan bir 

uygulamaydı. Fetihler sürerken bir çok ganimet ve esir elde eden Osmanlı ordusunun sayısını 

artırmak için düşünülmüştü. Güçlü, kalabalık bir orduya sahip olmak barışın teminatıydı. Güç 

zafiyeti ayaklanma ve isyan demekti. Savaşlarda esir düşen çocuklar- ki bunlara pencik 

oğlanları deniyordu- ağır işlerde çalıştırılmıyor, pazarlarda köle diye satılmıyor, insani hakları 

ellerinden alınmıyordu. Dilenmeye terk edilmiyordu. Namuslu dürüst mümin ailelerin yanına, 

devlet gözetiminde veriliyorlardı. Bu çocuklar verildikleri ailelerin yanında 3-4 sene 

kalıyorlardı. Bu süre içinde Osmanlıca öğreniyor, okuyup yazar hale geliyorlardı. İslami 

kültür alıyor ve yeniçeri ocağına gönderiliyorlardı. 18-20 yaşlarına geldikleri zaman da 

sağlam birer mümin mükemmel birer asker oluyorlardı. 

Sultan Murat, paşaya döndü.

-Tez mahkeme kurulsun. En ağır şekilde suçlulara ceza verilsin. İbreti alem için asker 

evladımız dahi buna şahit tutulsun.

-Ferman padişahımızındır.

Balkanlardan, Bizans politikalarına, kostantiniyepol fetih planlarından, Anadolu 

beylerinin durumlarına pek çok konu daha istişare yapıldı. Sulatan Murat’ta müezzin efendini 

geldiğini haber verdiler. Müezzin efendi kapıda belirdi. Müsaade istedi..

Devam edecek

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAKKIMDA

KARDEŞLERİM ( Bölüm 8)

KARDEŞLERİM ( Bölüm 1)