HAKKIMDA
Bir tohum düştü dünyaya. Doğdu, filiz verdi. Kıymetlisiydi toprağının. Pamuk bulutlar sardı onu kundak gibi. İncitmesindi hiçbir şey. Sarıp sarmalandı. Hep merak vardı. Öyle ya, şimdiden kimse bilemezdi bu tohumun ne olacağını. Serpilsin yaprak versin. Bir ipucu olurdu belki o zaman. Herkes güzel narin bir şey çıkacağını tahmin ediyordu. Öyle ya, belliydi zaten sarıp sarmalanmasından. Kıymet verilmişti ona. Toprağının biriciklerindendi. Toprak ona hep cömertti. Yağmur yoksa ne yazar, o tohuma su bulurdu toprak. Derinlerden diplerden kuyulardan su çeker verirdi ona. Tohum susuz kalmasın diye.
Suyu sağlam, özü sağlam tohum serpildi. Başladı doğadaki mücadelesi. Rüzgar sert esti, dolu vurdu dallarına, ayaklar ezdi yapraklarını. Belki büyümesin diye; belki de büyüsün diyeydi tüm bunlar. Ama ne toprak onu, ne o toprağı bırakmadı. Arada güneşli günlerde gördü, kasvetli yağmurlarıda.
Tüm bunlarla büyüdü, büyüdü o minicik tohum. Emekle, sevgiyle, sabırla büyüdü. Ve sonra ağaç oldu.
Dalları tomurcuk verdi. Şimdi ne olacağı aşikar olacaktı. Ne ağacıydı o minicik tohumcuk?
Tomurcuk çiçek açtı. Kırmızı gül oldu. O adı güzele namzet. Kimi dedi; "Gül meyve vermez! Meyvesiz çiçek neye gerek?"
Her şey dünya demek değildi. Olmayacak oldu. Gül ağacı köklerinden meyve verdi. Olmayacak oldu. Meyvesi kuş oldu. Uçtu şakıdı herkese o adı güzelin kokusunu. Gül kokusuyla...
Bu yazarlığımın hikayesi. Belki de hayat hikayem...
Şimdi size adeta kuş cıvıltısıyla anlatacağım eserimi; Kardeşlerim başlığında ele aldım. Haftalık tefrika halinde yayınlayacağım eserimi siz değerli okurlarımın beğenisine sunuyorum. Gayret bizden, başarı Allah'tandır.
Selam ve dua ile...

Merakla bekliyorum
YanıtlaSilteşekkürler hikaye daha yeni başlıyor...
Sil